Günlük

Şiir Okuma Kılavuzu, son hali iki kısımdan oluşan ve İsmet Özel'in şiir hakkındaki temel sorulara cevaplar verdiği kendisi küçük, içeriği büyük bir kitap. Şiirle uğraşan herkesin kesinlikle okuması gerektiğini düşündüğüm bir eser. Şiir ile ilgili sorunlar çok düzenli, çok çözümcül bir şekilde ele alınmış. Ayrıca yazarın kendisini de kitapta bulabiliyorsunuz.

İki kısımdan oluşuyor dedik: İlk kısım 1980'da yazılmış ve yirmi bölümden oluşan temel kısım, ikincisi ise 1990'da eklenmiş on iki bölümden oluşan, tabiri caizse ilk kısımdaki bazı noktaları açan kısım.

"Osmanlı imparatorluğu ardında bir yığın ulus devlet bıraktı. Bu ulus devletler arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin benzersiz bir yeri vardı, çünkü imparatorlukla arasında bir kimlik sürekliliği olan Cumhuriyet Türkiyesi ulusal kültürünü oluşturmak için 'kendi' edebiyatını yabancı olarak gösterecek bir söyleme ihtiyaç duyuyordu. Alfabe değişikliği, dil devrimi ve eğitim politikaları bu amaçla devreye sokuldu."

Tozan Alkan ve Şeref Bilsel şiire dair söylenmiş sözleri bir araya getirmişler ve Şairin Günah Defteri isimli kitapta toplamışlar. Yazarların dört sayfalık önsözünden sonra şiir hakkında toplayabildikleri, özgün ve kalıcı olabilecek ibareler kitabı oluşturuyor.
Yazarlar önsözün arka kapağa da alınan kısmında kitabı şiirin ne olduğu değil, ne olmadığına cevap olduğunu yazıyorlar. Çünkü kitabı da okuduktan sonra daha iyi anlaşılıyor ki şiirin tanımı on yüzyıla, onca şaire, onca düşünüre rağmen hala yapılamamış.

Bugün ney üfledim ve ilk üfleyişte ses çıkartabildim. Ney ve Neyleyim şiirlerimin yanında son günlerde Ney ve Keman isimli bir şiir yazdığımın da haberini vereyim.

"Tecavüz Kampı: Tüyleri diken diken eden ama aynı zamanda soyut kalan, hayal edilemeyen bir kelime. Yugoslavya Savaşı sırasında on bin, hatta belki daha da fazla kadına ailelerini aşağılamak ve yok etmek adına şiddet uygulandı ve işkence edildi. Her bir kadının tek başına yaşadığı türlü kâbuslar bu kelimenin ardında yok oluyor. Tecavüz, benzine ve cephaneye mal olmayan bir savaş stratejisi. Şüphesiz her savaşta tecavüzler yaşandı ve yaşanacak. Ama Balkanlarda olan yeni bir şey vardı. Toplu tecavüzler politikanın bir parçasıydı. Sistematik eziyetin yöntemleri vardı.

Hilmi Yavuz, Timaş yayınlarından çıkan Okuma Biçimleri adlı kitabında genel olarak şiir ve birkaç yazıyla diğer sanat eserlerinin nasıl okunabileceğine dair makalelerini toplamış. Bu eserle birlikte yazarın Yapı Kredi yayınlarından çıkan Edebiyat ve Sanat Üzerine Yazılar adlı kitabını beraber okumak gerekiyor bence. Çünkü birbirini tamamlayan eserler olmuş bu iki kitap. Örneğin metin merkezli okumaya Edebiyat ve Sanat Üzerine Yazılar'da çok güzel bir örnek var ama tekrar olmasın diye yazar o makaleyi Okuma Biçimleri'ne almamış.

Dönemin bitmesiyle ilk işim aydos.net'i yenileneme çalışmalarına girmek oldu. Ne zamandır bu değişikliği yapmak istiyordum. Hem tasarımı hem de işleyişi değiştirdim.

2-3 haftalık bir uğraşıdan sonra çok hoşuma giden bir tasarıma kavuştum. Ana hat olarak tamam, detay çalışmalar devam ediyor.

İşleyişte ise siteyi daha otomatik hale getirdim diyebilirim. Artık şiir, kitap, basım, çeviriler ve çevirenler birbirine bağlı. Böylece istediğim şekilde liste alabileceğim.

Değirmen'i Şener Şen'in oynadığı aynı isimli filmden biliyordum. Bir sahafta eski bir basımını bulunca hemen satın aldım. Biraz da doğum günü hediyesi oldu.

Bulduğum kitap İnkılap ve Aka Kitapevleri, İstanbul, 1970 basımı. Romanın ilk syafasından önce Reşat Nuri Güntekin'in eşi Hadiye Güntekin'in basım hakkında bir sayfalık açıklaması var. Reşat Nuri'nin eserlerinin, o vakte kadar muhtelif editörler tarafından gelişigüzel basımlarından dert yanıyor ve eserleri neredeyse tanınmıyacak hale getiren türlü türlü yanlışların, kitapların bu basımlarında görülmeyeceğinin haberini veriyor. Bu baskıların tab etme işini üzerine alan, Reşat Nuri'nin yakın arkadaşı Mithat Sadullah Sander'e teşekkür ediyor.

"Şiire aşık olmayan adamlardan beşer hafızasında yer etmeye layık nağmeler beklemek abes olur.", CST

Ve işte şiire aşık bir şairin poetikasının en güzel dillendiren bir kitap. Ziya'ya Mektuplar, Cahit Sıtkı'nın Ziya Osman Saba'ya yazdığı mektuplardan oluşuyor. Hilmi Yavuz hocanın açılış yazısından sonra, Ziya Osman Saba'nın Varlık dergisinde yayınlanmış "Cahit'le Günlerimiz" yazısı var. Sonrasında ise gerçekten haz ile okunacak mektuplar geliyor.

Lise yıllarından beri şiir yazarken, sanırım artık yavaş yavaş şiirin ne olduğu, dili, kişiliği vb meseleler üzerine kafa yormaya başladım. Okulda Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden arkadaşlara "Ben yazıyorum, siz kafa yoracaksınız." derdim. Ama olacaktan kaçılmıyor.

İkinci Yeni Şiir, Antoloji-Dosya, Mehmet H. Doğan tarafından tekrar gözden geçirilmiş İkinci Yeni antolojisi. Ayrıca antolojiyle birlikte dosya başlığı altında İkinci Yeni hakkında yayınlanmış inceleme ve makaleler, konuşmalar içeriyor.