Elif Şafak ile söyleşi

Dün üniversitemizde Elif Şafak ile bir söyleşi yapıldı. Salon tamamen doluydu. Bir buçuk iki saatlik sohbet sırasında ders saati geldiği için çıkmak zorunda kalan öğrencilerin yerlerine ayakta duranlar oturdu.

Yazar Aşk romanı hakkında bir giriş yaptıktan sonra söyleşi soru cevap tarzında bir sohbet havasına dönüştü. Elif Hanım, her kitabını ilgiyle takip eden okuyucularından olduğu kadar, Aşk romanını daha yeni eline almış edebiyat severlerin de sorularını cevaplandırdı.

Burada sohbette üzerinde durulan bazı noktaların tekrar altını çizmek isterim:

Elif hanım Türkiye'deki edebiyat okurundan memnuniyetini dile getirdi. Sayısı az da olsa edebiyat okurunun belli bir seviyede olduğunu belirtti. Amerika'da çok kitap yayınlandığının fakat bu kitapların çabuk eridiğinin Türkiye'de ise sevilen bir kitabın daha uzun ömürlü olduğunu söyledi. Türkiye'de okur bir kitabı sevmezse -yapılan onca reklama vs rağmen- sevmiyor, sevdiği kitabı ise başucu yapıyor, sevdikleri ile paylaşıyor.

Yazar aldığı eleştirilerden de bahsetti. Saçının tarzının bile eleştirildiğini söyleyen Elif Hanım yazarın değil yazının eleştirilmesi gerektiği üzerinde durdu. Bu ülkede "Ben bu kitabı okumadım ama ...", "Bu filmi görmedim ama ..." diyerek yorum yapılabildiğini, bunları fazla dikkate almadığını, fakat ciddi okurdan gelen -olumlu olumsuz- eleştirileri duymak istediğini, bunlardan (yukarıdaki boş eleştirilerden daha fazla -fa) beslendiğini söyledi.

Her kitabında ayrı bir Elif Şafak olduğunu belirten yazar, yolculukların (içsel ve dışsal), farklı kültürlerin, felsefenin, din felsefesinin-tasavvufun kendisini besleyen kaynaklar olduğunu dile getirdi ve ayrıca edebiyatçının okuması (kitaplar, insanlar, evren, vb...) gerektiğinin, okumazsa kuruyacağının altını özellikle çizdi.

Elif Şafak, söyleşisinde belki de söylediklerinden çok haliyle, okurlarına olan ilgisiyle ve okurlarından gelen (kolay, zor-belki de hiç kolay soru sorulmadı kendisine) sorulara cevap verirken ki samimiyatiyle, (en büyük) derdinin yazmak olduğunu gösterdi.

Kendisine bu samimiyeti ve bizlere ayırdığı vakit için teşekkür ediyorum. Umuyorum ki elimdeki Aşk romanını kısa sürede bitirir ve buradan bir eleştiri yazısı yazarım.

Yorumlar

Selamlar, Ben bu kitabı

Selamlar,
Ben bu kitabı okudum. Kitap hakkında yapılan değerlendirmeleri de. Lakin bu kitapta begenilen, hatta toplumun fertlerini bala konan arılar vaziyetine getiren şey "Mevlana Öğretisi"nin kitapta yer alması olsa gerek. Topluma aşk kavramını yeniden öğreten muallim-i sani konumunda Sayın Şafak Hanım. Salık verdiği aşk evli bir kadının tanımadığı bir adamın peşine düşüp deruni anlamlar arayıp bulma çabası toplum tarafından enteresandır ki infial uyandırdı. Yazık ki kimseler benimle aynı görüşte değil ki bunu ve başka sorgulanacak olanları sorgulayan okuyucu yok. Şafak Hanım orada evet sorulara verdiği yanıtlarla. Peki onu okuyan akl-ı selim okuyucu nerede. Böyle dediğimi duysa bana da bu bir kurgu hanımefendi derdi o bilge tavrı ile. Mevlana'nın derinliği bu olmasa gerek.
Hanımefendinin bundan sonraki kitapları menopoz ya da çocuklarla ilgili olacak kehanetinde bulunarak hoşça kalın derim.

Elif hanıma bahsettiğiniz

Elif hanıma bahsettiğiniz yönde eleştiriler yapılıyor. Ben roman dünyasını takip etmediğim için (hangi dünyayı takip ediyorum, o da tartışılır ya..) kitap hakkında bir iki söz söylemiştim:
http://aydos.net/gunluk/2009/07/11/ask-elif-safak

aşk romanı

Tarihi olanı yeniden yorumlamak güzeldir ama onu tahrif ederek bugüne taşımak oldukça tehlikelidir. Elif Şafak hafızasını kaybetmiş bir millete geçmişini tahrif ederek hatırlatmaya çalışıyor. Durum böyle olduğu için bizler Evli bir kadının macerasını hoş karşılıyor hatta onun davranışlarını normal karşılar hale geliyoruz.

Romancının bu bir kurgu deyip işin içinden sıyrılması ne kadar kolay. Daha önce Baba ve Piç romanında da aynı şey yapıldı. Kız kardeşi ile ilişkiye girerek çocuk dünyaya getiren kadın da bir kurgu olarak işin içinden sıyrılmayı başardı yazık!

Romancının bir işi de toplumu eğitmektir, ahlakını bozmak ve hafızasını kaybetmiş bir topluma kötü fikirler aşılamak değilidir.

Sevgili arkadaşlarımızı bu eserleri -eser sayılırsa tabii- okurken bunlara dikkat etmeye çağırıyorum. Aydos.net'in sahibine de bu açıklamalara vesile olduğu için teşekkürlerimi sunuyorum...

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <h1> <h2> <h3> <img> <ul> <li>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Lütfen resimdeki karakterleri kutuya giriniz.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.