Sonbahar

Aynı dili konuşuyoruz... ve ölüm birbirimizi anlayacağımız diyarlara götürüyor bizleri.

Sonbahar çok güzel bir film, kesinlikle izlenmeli.

Siyasi nedenlerle hapis yatan ve hastalığı nedeniyle serbest bırakılan Yusuf, köyüne, evine, annesine geri dönüyor. Öleceğini biliyor ve bu son günlerinde hayata tekrar bakıyor. Dağlara, böceklere, kargalara, ilkokul öğrencilerine, köyün yaşlılarına bakıyor. Eski deli dolu arkadaşı Mikail'e bakıyor. Bir kadının gözlerine bakıyor. Hayatı anlamak, uğruna en güzel yıllarını hapiste geçirdiği mücadelesini anlamak (bir sonuca bağlamak) istiyor.

"Abisi, ne yapalım, hayattan bizim payımıza da bu düştü." diyen dava arkadaşını belki onaylıyor, belki eski kız arkadaşının bir başkasıyla evlenmesini hoşgörüyor, belki annesinin mürrüvvetini görmek için çalışmasına gülümsüyor... ve film boyunca hiç mücadele etmiyor, susuyor... Sadece deniz ile kavgalı ve sadece deniz ile konuşuyor.

Sonbahar filmi iki şiir yazmama vesile oldu. Biri izlemeden önce, biri izledikten sonra yazıldı. Diğer yeni şiirler gibi bunları da henüz kimse okumadı. İleride tarihlerine bakıp çıkarım yapılabilir. Şimdilik saklı kalsınlar. Hem ayrıca başka şiirlere de ilham olabilir film.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi